ÜYE GİRİŞİ: Kullanıcı Adı: Şifre: Şifremi unuttum Beni Hatırla ?  Üye Ol
Canlı Maç Skorları | Forum | Haber Gönder | Künye | Iletisim | Sık Kullanılanlara Ekle | Açılış Sayfam Yap
  23 Mayıs 2012 Çarşamba 13:37  Fenerbahçe den 5 ayda 27 şampiyonluk 11:43  Grev başladı, memurlar iş bıraktı 11:37  NBA de bugün ne oldu? (23 Mayıs) 09:01  İstanbul 2020 için kritik gün! 00:25  Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği de hazırlandı 22:47  Kartal finale kanatlandı! 20:55  İnsülin direnci kırılmadan zayıflanmaz 18:36  Atama bekleyen öğretmenlere kötü haber 16:08  Marsel İlhan bir üst tura yükseldi 11:12  Vizeyi G.Saray kaptı! Şampiyon dışarıda kaldı!
Manset Alti Haberleri
 Branşlar
Atletizm
Badminton
Basketbol
Cimnastik
Doğa Sporları
Futbol
Güreş
Hentbol
Masa Tenisi
Okçuluk
Su Sporları
Tenis
Voleybol
Yüzme
 Çok Okunanlar
 Sınıf öğretmenlerinden sonra branş öğretmeni de fazlalık olabilir
Aziz Yıldırım ın savunmasının metni
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, futbolda şike iddialarına yönelik yürütülen davada savunmasını yapmaya başladı.
Tarih: 2012-02-21
Saat: 21:54:09
Kategori: Spor


arihi davada Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, futbolda şike
iddiaları üzerine devam eden Mahkeme nin Heyeti ne futbolda şike
iddiaları üzerine yürütülen savunmasını vermeye başladı.

İşta Aziz Yıldırım ın savunmasının tam metni:


"Sayın Başkan Sayın Üyeler,


Adalet topaldır; ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç ulaşır."
düşüncesiyle sekiz ay sonunda Sayın Mahkemenizin huzurlarındayız.


3 Temmuzdan bu yana yaşananlar ve yaşatılanlar, hepimizin malumudur.
Soruşturma süresince evrensel hukuk kuralları ve masumiyet karinesi
açıkça ayaklar altına alınmış ve Anayasa güvencesindeki tüm haklarımız
açıkça gasp edilmiştir. Gizlilik kararları ihlal edilmiş;
avukatlarımızın dahi alamadığı tüm bilgi ve belgeler özel hayatın
gizliliği kuralı çiğnenerek basına açıkça servis edilmiştir. Tüm
kamuoyunun, sadece polisin istediği ve kendine göre değerlendirip
sunduğu tapeleri gün be gün takip etmesi sağlanmış; böylece Aziz
Yıldırım ve arkadaşları toplum önünde itibarsızlaştırılmaya
çalışılmıştır. Hukuka uygun olmayan delil ve yöntemlerle alınan dinleme
ve fiziki takip kararlarıyla, kanunlarda olmayan suçlar ihdas edilerek,
hakkımızda kanıtsız ve asılsız iddialar düzenlenmiştir. Ve bu iddialar
öyle yerlere taşınmıştır ki, Fenerbahçe Başkanı ve yöneticileri yasadışı
örgüt kurmakla suçlanmış; bu örgütün kuruluş amacının ise Fenerbahçe yi
şampiyon yapmak olduğu açıkça gerekçe olarak gösterilmiştir. Hatta o
kadar ileri gidilmiştir ki, öncelikle bu örgütün silahlı suç örgütü
olduğu öne sürülerek soruşturmanın özel yetkili mahkemelerce yapılması
için en uygun hukuki zemin tüm hukuksuzluklarla yaratılmaya
çalışılmıştır. Ancak bu iddianın arkasında duramayacağını anlayanlar,
yargılamanın özel yetkili mahkemelerce yapılmasını sağlamak ve yeni bir
hukuksuz gerekçe haksız ekonomik çıkar amaçlı suç örgütü suçlanmasında
bulunmaktan kaçınmamışlardır.


İddiacılar, Şubatta kurduğum sözde "örgüt"ün şike ve teşvik
eylemelerinden bir süre sonra sıkıldığımı ve kendime bir de ceza
verilmesini sağlamak için 6222 sayılı Yasayı çıkarttığımı dahi ileri
sürmüşlerdir. Bu düşünceye sahip olanlar nedense sadece Fenerbahçe nin
kazandığı maçlara ilişkin dinleme ve fiziki takip tutanaklarını
kullanarak sonuca, yani amaca göre soruşturma yapılıp iddialar
oluşturulduğunuaçıkça ortaya koymuşlardır.


Lehe delil toplama görev ve sorumluluğu da bulunan Sayın Savcılık,
her nedense Fenerbehçe nin puan ya da puanlar kaybettiği maçlara ilişkin
hiçbir bilgi ve belgeyi iddianameye koymamıştır.


Aşağıda çok daha ayrıntılı olarak değineceğim üzere, işbu süreç
tarafımızdan endişe ile izlenmiş ve bu süreçte yaşadıklarımız yüzünden
adalete olan inancımız sarsılmıştır. Ve daha da ötesi söz konusu bu
hukuka aykırı uygulamalar bizleri, "neden, niçin ve kim tarafından"
sorularını sorma noktasına getirmiştir.


"BU AZİZ YILDIRIM A KARŞI YÜRÜTÜLEN BİR OPERASYONDUR"


Önemle ve ısrarla belirtirim ki, bu operasyon Fenerbahçe ve Aziz
Yıldırım a karşı yürütülen bir operasyondur. Her ne kadar huzurunuzda
Fenerbahçe nin değil, sadece şahısların yargılandığı gibi bir algı
yaratılmaya çalışılsa da, yargılanan bu şahısların Fenerbahçe nin başkan
ve yöneticileri olduğu, bu şahıslara isnat olunan her asılsız eylem
nedeniyle Fenerbahçe Spor Kulübü nün sorumlu tutulacağı gerçeği
unutulmamalıdır. Hatta Spor Hukukunu bir kenara bırakıp neredeyse saha
kapama cezasını dahi özel yetkili mahkemeye terk etmeye çalışan ve polis
fezlekeleri ile savunma isteyen bir Federasyon un varlığı göz önüne
alınırsa Fenerbahçe nin bu asılsız iddialardan zarar görmediği ve
görmeyeceği düşünülemez. Bu yüzdendir ki, bugüne kadar ısrarla talep
ettiğimiz husus, yargılamanın her aşamasında yer alan tüm iddia ve
isnatların Fenerbahçe Başkanı ve yöneticileri ile temsil ettikleri
kurumun büyüklüğüne ve ciddiyetine yakışır nitelikte olması
gerekliliğidir.


Aslında bu sürecin ders alınması gereken bazı yönleri de olmuştur.
Fenerbahçe taraftar ve camiasının büyüklüğü, birlikteliği ve nedenli
büyük bir güç olduğu, tüm kamuoyu tarafından açıkça anlaşılmıştır. Ve
yine açıkça anlaşılmıştır ki, Fenerbahçe camiası, her türlü baskıya
rağmen bu koca çınarından tek bir yaprak dahi koparılmasına izin
vermeyecektir. Ve buradan müjdelerim ki, Fenerbahçe nin bu tavizsiz
yürüyüşü bundan böyle sadece sportif olaylarla sınırlı kalmayacak, her
türlü sosyal, ulusal ve yönetsel konularda Fenerbahçe taraf olarak
gereken yeri alacaktır.


Bütün bunların yanında bu ulu çınarın tek bir yaprağı olan Aziz
Yıldırım ın şahsi akıbetinin hiçbir önemi yoktur. Bu nedenlerle
bilinmelidir ki, ben de huzurlarınızda bulunduğum sürece her Fenerbahçe
Başkanının Türkiye Cumhuriyeti nin bağımsız yargısına karşı göstermesi
kaçınılmaz olan saygı ve güveni özenle taşıyacağım. Hatta söz konusu
kararlar, haksız yere Fenerbahçe Başkanının esaretine sebep olmuş olsa
bile.


İsteğimiz, "Bırakın adalet yerini bulsun. İsterse kıyamet kopsun"
yönündedir. Bu aşamadaki sözlerime son verirken, ozanın şu öğütlerini
hatırlatmak isterim:


Dünyadan memleketinden insandan umudun kesik değil diye, ipe
çekilmeyip de atılırsan içeriye, yatarsan on yıl on beş yıl daha da
yatacağından başka sallansaydım ipin ucunda bir bayrak gibi keşke
demeyeceksin yaşamakta ayak direyeceksin. Belki bahtiyarlık değildir
artık boynunun borcudur fakat düşmana inat bir gün fazla yaşamak.


İddianamede yer alan tüm hususlara tek tek cevap vermeden önce Sayın
Heyetinizle bizzat tartışmak ve değerlendirmek istediğim hususlar
bulunmaktadır. Bu nedenle savunma esaslarına sadık kalarak önce bu
hususları sizlerle paylaşacağım.


FENERBAHÇE SPOR KULUBÜ HAKKINDA KISA BİLGİ


Ben, 15 Şubat 1998 tarihinden itibaren Fenerbahçe Spor Kulübü
Başkanlığı nı yapmaktayım. Sayın Mahkemenizdeki davanın açılmasından
önce, soruşturma safhasında ve şu anda yürütülmekte olan kovuşturmada bu
sıfatımı devam ettirmekteyim.


Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı gibi gurur ve onur kaynağı olan bir
sıfatı bugüne kadar büyük bir doğrulukla, dürüstlükle yerine getirdim.
Bu sıfatın Bana kazandırdığı ve yaşattığı onurun tarihsel boyutunun yanı
sıra Fenerbahçeli olmayı her şeyin üzerinde tuttum. Başkanlığa geldiğim
1998 tarihinden ve Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu na seçildiğim
1990 tarihinden bu yana geçen 22 yıl boyunca hayatımın en önemli ideali
ve yaşamamı sağlayan en büyük amacı hep Fenerbahçe ye hizmet olmuştur.
Fenerbahçeli olmayı her şeyin üzerinde tutmam Benim için en önemli
sıfattır ve erdemdir.


20 yıldan bu yana ilk basamaklarından başlayarak Başkanlığı na kadar
yükseldiğim ve halen bu onurlu görevini yürüttüğüm Fenerbahçe Spor
Kulübü hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.


19. Yüzyılın sonlarında bir grup genç 1907 yılında Fenerbahçe
Kulübü nü kurdu. Kurulan kulübün adı o tarihlerde oturdukları semtin
dillere destan güzelliği nedeniyle Fenerbahçe olmuş ve kulüp amblemi
olarak da Fener Burnu ndaki geceleri ışık saçan Feneri seçilmişti.
Kurulan kulübün renkleri ise ilkbahar müjdecisi papatyaların rengi olan
ve aynı zamanda temizliği temsil eden sarı ve beyaz renklerden
oluşmuştu.


Bu tarihsel gerçeklere dayanarak ve Fenerbahçe nin üstünlüğünü ve
yüceliğini daima göz önünde bulundurarak 100 üncü yılda 21. yüzyılın
başlarında bin bir emekle yeniden inşa ettirdiğimiz Fenerbahçe Şükrü
Saraçoğlu Stadyumu nun yanına, Kulübü sembolize etmek amacıyla bir fener
yaptırmış ve kulübü seven milyonlarca taraftara geçmiş yılları, kuruluş
günlerimizi hatırlatmak istemiştim.


"Sarı ve lacivert" ağırlık içinde olmak üzere 5 renkten oluşan amblem
şu anlamları taşımaktaydı ; "Fenerbahçe Spor Kulübü 1907" yazılı beyaz
yuvarlak çerçeve, temizlik ve açık yüreklilik ifadesiydi. Kırmızı fon
ise, saflık ve Fenerbahçeliler arasındaki sevgi ve bağlılığı
belirtirken; bu arada bayrağımızı da sembolize etmekte, ortadaki sarı
renk Fenerbahçe için duyulan gıpta ve kıskançlığı, kalp şeklindeki
lacivert renk ise asaleti temsil etmekteydi. Sarı lacivert renkler
içinde yükselen palamut dalı, Fenerbahçelilik güç ve kudretini sembolize
etmekte, yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının gerekli
olduğunu açıklamaktaydı.


1911 – 1912 Futbol sezonunda Fenerbahçe ilk defa hiç yenilmeden
şampiyon oluyordu. Bu şampiyonluk Kulübün itibarını, imkânlarını da
arttırıyor. Bugünkü Altıyol da bir lokal kiralanıyor ve Kulüp futbol
dışında da diğer spor dallarıyla da ilgilenen bir kuruluş haline
geliyordu. Bu nedenle aynı yıl Fenerbahçe Futbol Kulübü nün adı,
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak değiştirilmiştir.


1920 li yılların İstanbul Halkı nın yaşadığı simsiyah günler ve
gecelerde İstanbul lulara Türklük gücünü, yaşama sevincini veren
kulüplerin başında Fenerbahçe Spor Kulübü geliyordu. Mütarekenin
karanlık yıllarında işgal kuvvetlerine mensup takımların her hafta
birbiri peşi sıra futbol sahalarında yenerek Milletimizin rencide olmuş
gururunu okşayan Fenerbahçe tüm halkın sevgilisi haline geliyor, zamanla
da milli mücadelenin ve milliyetçi karşı çıkışın adeta İstanbul şubesi
halini alıyordu. Bu yıllarda işgal kuvvetlerine mensup özellikle İngiliz
askeri takımlarıyla yapılan futbol maçları, İstanbul daki futbol
heyecanını ve futbola olan ilgiyi doruk noktasına çıkaran olgu oluyor;
Türk takımları işgalci ekiplerle 5 yılda, 50 sini Fenerbahçe nin
oynadığı toplam 80 maç yapıyor, işgal kuvvetleri takımlarına karşı
kazanılan galibiyetler Türk takımlarını gönüllerde yüceltiyordu. Bu
nedenle futbol İstanbul da büyük kitleleri kendine çekerken, Türk
takımlarının özellikle de Fenerbahçe nin, başta General Harrington
Kupası (29 Haziran 1923) olmak üzere işgal kuvvetleri takımları
karşısında elde ettikleri tüm galibiyetler, İstanbul halkının intikam
duyguları içindeki milli duygularını şahlandıran ve yaralı gönüllerine
teselli veren yegâne olay haline dönüşüyordu.


Onlar, cephelere gönderdikleri vatan evlatlarının, Çanakkale de
yaptıkları müdafaanın bir örneğini de sanki Taksim in Taşkışla sahasında
gösteriyor, yaptıkları toplu hücumlarda ise sanki kısa bir süre sonra
Kocatepe den verecekleri milli taarruzdaki şahlanışımızın provasını
yapıyorlardı. Bu şevk ve iman içinde mütareke ve işgal İstanbul unda
Türk futbolu denince ilk akla gelen Kadıköy ün Fenerbahçe si oluyor,
cepheden gelen her yeni zafer İstanbulluların moralini yükseltirken,
Fenerbahçe takımı da aldığı galibiyetlerle halkın başını dik tutmasını
sağlıyordu. Fenerbahçe takımı artık Kuva-i Milliye ruhunun halk içindeki
sembolü olmuştu. Bunun sebebi, oynadıkları toplam 50 maçtan ikisi hariç
hiç yenilmeyip 41 maçta galip gelmeleriydi. Diğer bir konu da Anadolu
Harekâtı nın başında olan Mustafa Kemal in Fenerbahçeli olarak
bilinmesiydi. (Fenerbahçe Tarihi, Kuruluşu ve işgal altındaki
İstanbul da kazandığı zaferler konusunda Bak. Ek 1) Bu nedenledir ki ulu
önderimiz Mustafa Kemal Paşa, 1918 yılında ilk spor kulübü olarak
Fenerbahçe Spor Kulübü nü ziyaret ediyor ve de kulüp şeref defterinin
nezdinde de, tarihin altın sayfalarına da şu mısraları geçiyordu;
"Fenerbahçe Kulübü nün her tarafta mazhar-ı takdir olmuş (takdirle
şereflendirilmiş) bulunan asar-ı mesaisini (yaptığı üstün çalışmaları)
işitmiş ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmetini (üstün hizmet veren
kişileri) tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası (yerine
getirilişi) ancak bugün müyesser (mümkün) olabilmiştir. Takdirat
(takdirlerimi) ve tebrikatımı (tebriklerimi) buraya kayt ile
(kaydetmekten dolayı) mübahiyim (mutluyum). (03.05.1334 (1918). Ordu
Kumandanı: MK)"


Bu tarihsel gerçeklere dayanarak huzurunuzda, şunu açıklıkla ifade
etmek isterim ki; Fenerbahçe Spor Kulübü bir yüzyılı aşkın süre önce
işgal altındaki İstanbul da yaşayıp kendi güçlerini ve Türk olmalarını
unutmayan ve her şeyin üstünde tutan gençler tarafından kurulmuş ve
yüceltilmiştir. Bu yükselme sadece spor sahalarındaki yarışmalarda ispat
edilmemiş, yurdu sevme ülkenin kurtulmasına çalışma ve bu uğurda hayatı
dahi feda etme şeklindeki hareketlerle Anadolu topraklarına Türk ün
gücü, kuvveti ve kararlılığı şeklinde yayılmıştır. Cumhuriyetin
kuruluşundan sonra Fenerbahçe nin Türkiye de dalga dalga yayılışının ve
yükselişinin temelinde bu vardır: "Müstevlilere (işgalci düşmanlara)
karşı spor alanlarında yarışmak kadar savaşta da onlara karşı silahla
mücadele etmek…" Fenerbahçe bu sebeple büyüktür ve Biz bu sebeple her
yerde ve her şekilde Fenerbahçe Cumhuriyeti diyoruz. Bu nitelemeyi
yapmak basit bir övünme değildir. Fenerbahçe Spor Kulübü, sporun bütün
alanlarında, sosyal hayattaki atılımları ile Türkiye Cumhuriyeti
tarihiyle paralel bir kuruluş ve yükseliş içinde yaşamıştır.


Kulübün tarihçesini anlatmaya devam etmeden önce şunu huzurunuzda
öncelikle söylemek isterim ki; sekiz aydan bu yana hakkımda ve Yönetim
Kurulumuzun bazı değerli üyelerine karşı gazetelerde, televizyonlarda
aleyhimize yürütülen karalama kampanyalarının başlıca sebebini kuruluş
yıllarındaki bu temel felsefemizi yıkma gayretinde aramak gerekir. Ben
ve arkadaşlarım, Fenerbahçeliler hep içinde yaşadığımız toprağa bağlı
kaldık. Ben ve arkadaşlarım, Fenerbahçeliler hep Türkiye nin daha
ileriye gitmesi, sporda daha da yükselmesi Türk gençliğinin daha iyi
koşullar içerisinde spor yapabilmesi ve bin bir zorluk içinde yaşamını
sürdürmeye çalışan milyonlarca Türk insanına, tıpkı Fenerbahçe
Burnu ndaki beyaz ve sarı ışık saçan fenerin gece aydınlatan ışığı gibi
inanç ve yükselme düşüncesini aşılamaya çalıştık. Bu nedenle Fenerbahçe
Cumhuriyeti nitelemesi bizim hayatımızın çok önemli bir ilkesidir. Biz
Türkiye Cumhuriyeti devletinin ayrılmaz bir parçası olarak ve onun
etrafında kenetlenerek yüz yıllık hayatımızı sürdürdük. Bu yüz yıllık
çizgi içerisinde hep Atatürk ilkeleri ve hep Türk gençliğinin ve Türk
halkının sporda ileri noktalarda olması gerekliliği, ideali bizlerde ana
düşünce olarak yer etti. Bütün çabalarımız, geceli gündüzlü
çalışmalarımız bunun içindir.


"TELEFON KONUŞMALARI EMNİYETİN YORUMUYLA..."


Bugün şike, şike teşebbüsü, teşvik gibi yasadışı eylemleri yapma
karalaması ile Benim ve değerli yönetici arkadaşlarımın itham
edilmesinin nedeni kanaatimce yüz yıldan bu yana Fenerbahçe nin
sürdürdüğü bu temiz, ülke sever ve ATATÜRKÇÜ YOLDA BİZ FENERBAHÇELİLERİ
ÇEVİRME GAYRETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. Fenerbahçe Cumhuriyeti boşa
söylenmiş, sadece gazetelerin spor sayfalarında yer alan bir slogan
değildir. Fenerbahçe Cumhuriyeti her şeyin üzerinde Atatürk ü ve Türk
gencini tutan ve sembolize eden bir nitelemedir. Bu sembol şike ya da
teşvik ile karalanamaz. Bir yıldan beri takip edilmemizin sebebini Bugün
bu şekilde izah edebiliyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım hiçbir zaman
ve hiçbir şekilde Fenerbahçe ye layık olmayan bir hareket içinde
bulunmadık. Çünkü biz kendimizi tarih önünden sorumlu addeden kişileriz.
Telefon konuşmalarındaki birbirini tutmayan, anlamsız, çelişmeli,
nerde, nasıl ve ne şekilde söylendiği belli olmayan sözleri, Emniyetin
ve Cumhuriyet Savcısının yorumlarıyla şike olarak nitelemek çok ağır ve
layık olmadığımız bir ithamdır. Tekrar ediyorum Biz Fenerbahçe tarihi ve
geçmişi önünde hiçbir zaman Fenerbahçe ilkelerine aykırı hareketlerde
bulunmadık ve bulunmayız. Bu karşı ithamların tıpkı gece karanlığının
gündüze kavuşması gibi bu yargılama ile ortadan kalkacağına
inanmaktayım. Fenerbahçe mizin kuruluş yıllarında tıpkı Ziya, Ayetullah
ve Necip Beylerin işgal kuvvetlerine karşı savaşıp kurtuluşa kavuşmaları
gibi bu yargı sonucunda da, masumiyetimiz ortaya çıkacaktır. Buna
inancımızın tam olduğunu, bir yıldan bu yana çektiğimiz inanılmaz
zorluklara karşı tarih önünde vereceğimiz hesaptan temiz olarak
çıkacağımızı burada ifade etmek isterim.


Fenerbahçemiz 1940 lı yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Devletine yıllarca
Başbakan olarak hizmet etmiş Şükrü Saraçoğlu nun başkanlığı altında
Türk sporuna nice unutulmaz zaferler kazandırmıştır. Ali Naci Karacan,
Sayit Selahattin Cihanoğlu, Ali Muhittin Hacı Bekir, Osman Kavrakoğlu,
Medeni Berk, Faruk Ilgaz, Şükrü Saraçoğlu, Zeki Rıza Sporel dönemlerinde
kulüp, futbolun yanı sıra sporun diğer dallarında da Türkiye de ve
Avrupa da yüzlerce şampiyonluk kazanmış, binlerce gencin yetişmesini ve
gelişmesini sağlamıştır. Bugün Fenerbahçe Spor Kulübü nün müzesi
binlerce şilt, madalya ve kupayla Türk gençlerinin kazandıkları nice
zaferleri belirten, gurur sembolleri ile doludur. Türkiye nin, Avrupa
Birliği ne girme çabasındaki ilişkileri ve uluslararası alanda pek çok
spor kulübü ile yarışmalarının sıklaştığı günümüzde Fenerbahçe, sporun
her alanında, futbol, basketbol, voleybol, kürek, atletizm, yüzme, boks,
yelken, masatenisi sporları gibi alanlar da dahil olmak üzere her yaş
ve cinste sporcunun faaliyet gösterdiği Avrupa ve Dünya çapında bir Türk
spor kulübü niteliğindedir.


Bu spor kulübünü, tekrar ediyorum şike, şikeye teşebbüs, teşvik primi
gibi faaliyetleri icra eden yöneticilerin içinde bulunduğu bir kuruluş
olarak Türk kamuoyuna göstermek son derece ağır ve haksız bir ithamdır.
Ben 22 yıldan bu yana Fenerbahçe Kulübü nün üyesi ve 14 yıldan beri
Başkanı olarak hiçbir zaman ve hiçbir şekilde bu rencide edici,
alçaltıcı eylemde bulunmadım. 2011 yılı temmuz ayından itibaren içinde
yaşadığımız cehennemi andıran günler içerisinde, gerek Emniyette gerek
Savcılıkta ve gerekse sorgulama aşamasında Nöbetçi Hakim önünde reva
görüldüğüm muamele tarzını hiç mi hiç hak etmedim. Benim ya da bir takım
kişilerin telefonlarda söylemiş oldukları bir takım sözlerin hemen
teşvik ya da şikenin delili olarak addedilmesi son derece yanlış ve
gayri ahlaki bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım sonucunda Türkiye
Cumhuriyeti nin Siz Sayın Yargıçlarının yapacağınız adil yargılanma
sonucunda söz konusu suçları işlemediğimi tespit edeceğinize inancım
tamdır. Bununla birlikte şayet yüksek Makamınız ileri süreceğim savunma
dışında ve hukuk çerçevesinde yapacağım savunmayı dikkate almadan
aleyhime karar verirseniz, bunu şahsen Aziz Yıldırım olarak kabul etmeye
hazır olduğumu beyan ederim. Ancak Beni, Siz ne kadar mahkûm ederseniz
edin ve ne şekilde yargılarsanız yargılayın Fenerbahçe yi ortadan
kaldırma imkânınıza sahip olmadığınızı ifade etmek isterim. Çünkü
Fenerbahçe ve Fenerbahçelilik çok yüce kavram ve duygulardır. Bunları
ortadan kaldırmaya hiç birimizin gücü yetmez. Bu nedenle her zaman
söylediğim sözü savunmamın bu aşamasında da önünüzde haykırmak isterim:
"Darağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe olacaktır."


"FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ BÜNYESİ İÇERİSİNDE BİR FENERBAHÇELİ OLARAK YAPTIĞIM ÇALIŞMALAR"


Fenerbahçe Spor Kulübü içindeki Faaliyetlerim


HAYATIMIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ BU KULÜBE HİZMET ETMEKLE GEÇİRDİM. 1990 da
38 yaşında kulübün futbol şube sorumlusu olarak Metin Aşık
Başkanlığındaki Yönetim Kurulu na seçildiğimden bu yana hep Fenerbahçe
Spor Kulübü ne katkıda bulunmaya çalıştım. Çeşitli spor kollarının
gelişmesi için varımı yoğumu kulüp yararına, kulübün ilerlemesi için,
gençlerin daha ileriye gidebilmesini sağlama amacıyla kulübe feda ettim.
1998 yılında Sayın Vefa Küçük e karşı başkanlığı bir oy farkla
kazandıktan sonra bugüne kadar hep bu şanlı ve şerefli Kulübün
Başkanlığını yürüttüm.


Başkanlığımdan önce Fenerbahçe kongrelerinde gruplar ortaya çıkar ve
bunlar Fenerbahçe Futbol Takımının ve diğer takımların karşılaşmalarını
alabildiğine eleştirirlerdi. 90 lı yılların sonlarına doğru Fenerbahçe
Kulübü hep grup tartışmaları, grupların içinden yükselmiş kişilerin
çeşitli amaçları doğrultusunda kulübü yanlış yönlere ya da kendi kişisel
görüşleri doğrultusuna çekme mücadeleleri içinde geçmişti. Her Kongrede
farklı farklı gruplar ortaya çıkar ve bunların mücadeleleri Kongreden
sonra da devam ederdi. İlk defa benim başkanlığım zamanında bu kişisel
çekişmeler, grup mücadeleleri sona ermiş ve Fenerbahçe iç barışa
kavuşmuştur. (Bkz. Gürdoğan Yurtsever, Fenerbahçe Değişim ve Dönüşüm,
İstanbul, 2011, sh.29-33 – EK-2) Fenerbahçe Başkanlığım sırasında
huzurunuzda tek tek sayamayacağım pek çok başarılara ve kalıcı
teşebbüslere imza attığım gibi kulübün gelişmesi için pek çok
etkinlikleri gerçekleştirdim. 25.000 kişilik Fenerbahçe Stadının 50.000
kişi alan bir stadyum haline gelmesi, Kadıköy Ataşehir de 15.000 kişilik
Fenerbahçe Ülker Spor Salonu nun yapılması, İstanbul – Ankara arasında
Düzce de Topuk Yaylası tesislerinin inşası, Kadıköy Kurbağalı
Dereağzı nda basketbol, voleybol ve su sporları tesislerinin
gerçekleştirilmesi, Samandıra da futbol antrenman sahalarının yapılması,
Fenerbahçe Burnu nda sosyal tesislerle birlikte denizcilik sporlarının
yapıldığı yüzme havuzları ve yelkencilik tesislerinin inşa edilmesi, bu
yirmi yıl içerisinde gerçekleştirilen spor alanları olmuştur. Bu
alanların ve spor yapılarının hiç birinde adım yoktur. HİÇBİR SPOR
TESİSİNE ADIMI KOYDURMADIM. Buna karşılık stadyuma Şükrü Saraçoğlu,
sosyal tesislere Faruk Ilgaz, Samandıra tesislerine Can Bartu, Dereağzı
tesislerine Lefter Küçükandonyanis adlarını Ben, arkadaşlarım ve Yüksek
Divan Kurulu üyeleri birlikte karar verdik. Bütün bu tesislerde
yetenekli Türk gençlerinin fiziki ve ruhi yönden gelişmelerini sağlamak
için her zaman, her şekilde sportif faaliyetlerde bulunmalarını,
antrenman yapmalarını, Başkanlığım altındaki yönetim sağladı. Ayrıca tüm
bu tesisleri son derece modern, gelişmiş, teknik alet ve edevat ile Biz
donattık. Bu nedenledir ki; Fenerbahçe Stadyumu nda Türkiye de
uluslararası bir organizasyonun finali gerçekleştirilmiş ve UEFA finali
Şükrü Saraçoğlu Stadyumu nda oynanmıştır. Ayrıca Fenerbahçe müzesini
herkesin girebileceği, görebileceği, gururla seyredebileceği bir yer
haline getirdim. Türkiye de ilk defa bir spor kulübünün çeşitli giyim
eşyalarına amblem ve logosunun verilmesi ve Fenerium adındaki
mağazalarda satılması Benim Başkanlık yaptığım döneme rastlar. Bunun
yanı sıra Türkiye nin her tarafında Fenerbahçe taraftarlarının kurduğu
dernekler, lokaller ile Fenerbahçe bütün Türkiye ye yayıldı. Bununla da
kalmayıp Amerika da ve Avrupa nın çeşitli ülkelerinde benzer dernekler
ve lokaller kurulup, bu yerler yabancı ülkelerdeki Türklerin ve Türk
emekçilerinin sığındıkları yerler haline geldi. Bunların dışında ilk
defa bir televizyon kanalı Fenerbahçe bünyesinde kuruldu. Diğer
Kulüplerin televizyon istasyonlarını kurmaları Fenerbahçe den sonradır.
Bunu Fenerbahçe radyosu ve Fenerbahçe dergisi izledi.


Ben, bugün örgüt kurmakla suçlanıyorum. Şayet kısaca belirttiğim
etkinlikler örgüt kurma ise ve şayet bu etkinlikler hukuka aykırı ise ve
gene şayet bu spor alanları, stadyumlar, antrenman alanları,
televizyonlar, radyolar, dernekler, lokaller örgüt ise evet ben örgüt
kurdum. Bunu huzurunuzda yüksek sesle söylüyorum. Yalnız bu örgütlerin
hepsi Türkiye içindir, Türk gençleri içindir, Türkiye nin onurunu ve
gururunu yükseltmek için yapılmıştır. Şayet bunlarla Beni
suçlayacaksanız suçumu kabul ediyorum.


Şimdi iddia makamı Beni örgüt kurmakla suçluyor ve buna çıkar amaçlı
suç örgütü diyor. Bunu şiddetle reddederim. Çıkar amaçlı suç örgütünün
mafyanın Türkçe karşılığı olduğunu siz de bilirsiniz. HİÇ KİMSE VE
HİÇBİR MAKAM FENERBAHÇE YE VE FENERBAHÇELİ YÖNETİCİLERE ÇIKAR AMAÇLI SUÇ
ÖRGÜTÜ VE ÜYESİ DİYEMEZ. TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ İLE ÖZDEŞLEŞMİŞ
BİR GEÇMİŞTEN GELEN FENERBAHÇE YE VE FENERBAHÇELİLERE KİMSENİN MAFYA
DEMEYE HAKKI, CESARETİ VE YETKİSİ OLAMAZ. HAKKIMIZDA SEKİZ AYDAN BU YANA
GAZETELERDE, RADYOLARDA VE TELEVİZYONLARDA BU GİBİ AŞAĞILAYICI
TERİMLERLE TEK YANLI VE YOKLUĞUMUZDAN FAYDALANARAK ÇİRKİN İSNATLARDA
BULUNAN KİŞİLERİN TUTUM DAVRANIŞ VE SÖZLERİNİ ŞİDDETLE TAKBİH VE TEL İN
EDERİM (BÜTÜN GÜCÜMLE REDDEDER VE BU KİŞİLERİ KINARIM).


Sayın Başkan, Sayın Üyeler,


3 Temmuz 2011 den bu yana yaşanan gelişmeleri anımsayarak savunmamı yapmaya devam ediyorum.


Önü alınamaz gelişim ve büyüme, aynı zamanda Türk sporuna yapılmış
bir yatırım ve Türk sporunun gelişmesi anlamına gelse de bugün bu
ilerlemeyi çekemeyen bazı odaklar, Fenerbahçe Spor Kulübü nün önünü
kesebilmek, yükselişine dur diyebilmek adına bir kurgu yarattılar.


3 Temmuz 2011 tarihi, sadece futbol ya da Fenerbahçe adına değil Türk spor tarih adına da son derece önemlidir.


Bugüne dek Fenerbahçe Spor Kulübü ve Başkanının özellikle Türk
futbolunun içinde oynanan oyunlara dikkat çekmesine kulak tıkayanlar,
başkalarının suçları ile Fenerbahçe Spor Kulübü nü ve Başkanından
yöneticisine, taraftarına kadar bütün bir camiayı cezalandırmaya, onun
da ötesinde yargısız bir infaz yapmaya çalışmaktadırlar.


Yaşanan süreçte, sadece Türk sporu adına değil ülkemiz hukuk tarihi adına da birçok tuhaflık ilk kez görülmektedir.


6 Temmuz 2011 tarihinde, İstanbul Emniyet Müdürlüğü bir açıklama
yaparak daha ortada iddianame dahi yokken karar açıklamıştır. Emniyet in
resmi internet sitesinden yapılan açıklamada; "Örgütlü bir şekilde,
Süper Lig ve Banka Asya Birinci Ligindeki toplam (19) maçta şike ve
teşvik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği tespit edilmiş ve
delillendirilmiştir." denilmiştir.


Ancak daha sonra açıklanan iddianamede sadece 13 maçtan
bahsedilmektedir. Yani sözde şike tespit edilen üstelik de tespitle
kalınmayan aynı zamanda delillendirildiği resmi olarak açıklanan 6 maç
adeta buhar olup uçmuştur.


Benzer şekilde yine 6 Temmuz 2011 tarihinde İstanbul Emniyet
Müdürlüğünün basına dağıttığı görüntülerde gösterilen silahlar ile
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım sanki silahlı bir çetenin
lideriymiş gibi gösterilmeye çalışılmış ancak buna dair hiçbir delil
bulunamadığı için, bu sav iddianameye sokulamamıştır.


Emniyetin, süreçteki inanılmaz tavırları bunlarla da sınırlı kalmamış
ve Emniyet bir ilke daha imza atmıştır. Ülkemizde devlet adamları, eski
milletvekilleri, bürokratlar, sanatçılar gibi sayısız insan bugüne dek
çeşitli nedenlerle gözaltına alınmış ya da tutuklanmıştır. Bu kişilerin
hepsinin Dünyanın her yerinde olduğu gibi Emniyette kayıt amaçlı
fotoğrafları çekilmiş ancak hiçbirinin fotoğrafı basına sızmamıştır.


Ancak 7 Temmuz 2011 sabahı Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sayın Aziz
Yıldırım ın sabıka kaydı için çekilen fotoğrafı basına sızdırılmış ve
yüksek tirajlı bir günlük gazete adeta bir poster yayınlarmışçasına, ilk
sayfada ve tam sayfa olarak yayınlamıştır. Fotoğraf daha sonra binlerce
internet sitesinde de yer almıştır.


Bunlarla birlikte 7 Temmuz 2011 günü İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet
Savcılığı; aralarında asbaşkanlar Şekip Mosturoğlu ve İlhan
Ekşioğlu nun da bulunduğu 20 kişiyi tutuklama istemiyle mahkemeye sevk
etmiş; aynı tarihte yine Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticileri birlikte 15
kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmişlerdir.


Emniyetin basına dağıttığı görüntülerde; içinde şike parası olduğu
iddia edilen, Sivas maçından önce yöneticilerimizin kaldığı otele
getirilen siyah çantanın içerisinde maç biletleri olduğunu, Hürriyet
Gazetesi köşe yazarı Ertuğrul Özkök köşesinde yazmış; ilerleyen aylarda
Sivas valisi de savcılığa giderek kendi isteği ile bilgi vermiş ve
çantada biletlerin olduğunu anlatmıştır.


3 Temmuz da gözaltına alınmamı takiben hakkımda, Nöbetçi Mahkeme 10
Temmuz 2011 tarihinde tutuklama kararı vermiştir. Gözaltına alındığım
tarihten bu yana aradan 8 gün geçmiş, gözaltı süresi de ihlal
edilmiştir. Ben henüz gözaltındayken, HAKİM KARŞISINA ÇIKMAMIŞKEN VE
SAĞLIK SORUNLARI İLE MÜCADELE EDERKEN GETİRİLDİĞİM HASTANEDE ADRES
KISMINA "METRİS CEZAEVİ" YAZILARAK ASLINDA KARARIN ÇOKTAN VERİLDİĞİ
AÇIKÇA BELGELENMİŞTİR.


EMENIKE TRANSFERİ


3 Temmuz 2011 sabahından itibaren özellikle medyanın belirli bir
bölümü de bu süreçte kendisine biçilen rolü mükemmel bir biçimde
oynamıştır. Televizyon ekranlarında ve gazete köşelerinde daha ortada
iddianame dahi yokken Fenerbahçe Spor Kulübü başkanı Aziz Yıldırım,
yöneticiler ve tüm camia suçlu ilan edilmiş, her maç öncesinde misafir
takıma verilen yemek davetleri dahi şike yemekleri olarak adlandırılmış
ve soruşturma kapsamında adı geçen birçok takım ve şahıs olmasına karşın
tüm soruşturma Fenerbahçe Spor Kulübü, Başkanı ve yönetimi üzerine
sistematik bir biçimde yıkılmıştır.


Öyle ki; Fenerbahçe Spor Kulübü nün büyük umutlarla transfer ettiği
ve transferinde en ufak bir usulsüzlük dahi bulunmayan futbolcuları,
gözaltına alınmış, üzerlerinde baskı kurulmuş ve bunun neticesinde Türk
spor tarihinde bir ilk yaşanmış ve bir sporcu transfer olduğu takımın
formasını bir kez dahi giymeden kulüpten ayrılmıştır.


Emanuel Emenike, profesyonel bir sporcu olarak, yaşanan sürece
dayanamamış ve Türkiye den ayrılmak istediğini belirterek Rusya ya
transfer olmuştur. Oysa Karabükspor başkanı Sayın Feridun Tankut daha
sonra verdiği ifadesinde Emenike transferinin TFF, UEFA ve FIFA
kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiğini açıkça beyan etmiştir.


GAZETELERDE, 3 TEMMUZ HAFTASINDA YER ALAN HABERLERDE ISE
EMENIKE NIN ŞIKE IÇIN ALDIĞI PARALARI SAYARKEN ÇEKILMIŞ FOTOĞRAFLARININ
OLDUĞU ILERI SÜRÜLMÜŞ; ANCAK BU FOTOĞRAFLAR HIÇBIR ZAMAN ORTAYA
ÇIKMAMIŞTIR. ÇÜNKÜ NE ŞIKE PARASI NE DE PARA SAYAN EMENIKE FOTOĞRAFI
VARDIR. ŞİKE PARASI SAYARKEN KAMERAYA YAKALANDI HABERİNİ YAPANLAR DA,
AHLAKSIZ BİR DAVRANIŞ SERGİLEMİŞLERDİR. ONLERI ELLERİNDEKİ EMENİKE Yİ
PARA SAYARKEN GÖSTEREN KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİ YAYINLAMAYA DAVET EDİYORUM.
FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜNDEN KENDİSİNE PARA ÖDENDİĞİNİ VE ÖDENEN BU
PARANIN KAMERA GÖRÜNTÜLERİNİN OLDUĞUNU SÖYLEYENLER, BU GÖRÜNTÜLERİ
YAYINLAMAZLARSA, ONLARI HEM MÜFTERİ, HEM DE AHLAKSIZLIK YAPTIKLARI İÇİN
AHLAKSIZ ADDEDİYORUM (EK-2/I EMENİKE GAZETE KUPÜRÜ) BENZER ŞEKILDE;
ESKIŞEHIRSPOR DAN TRANSFER EDILEN SEZER ÖZTÜRK ILE ILGILI DE ESKIŞEHIR
KULÜBÜ BAŞKANININ YINE TRANSFERIN KURALLARA UYGUN OLARAK YAPILDIĞINI
BEYAN ETMESINE RAĞMEN BU TRANSFER DE ŞIKE TRANSFERI OLARAK
NITELENDIRILMIŞTIR. BU TRANSFERLERDE GÖRÜŞMELERI YÜRÜTEN ASBAŞKAN ŞEKIP
MOSTUROĞLU, BUGÜN HALEN METRIS CEZAEVI NDE TUTULMAKTADIR. OYSA SEZER
ÖZTÜRK, FENERBAHÇE FUTBOL TAKIMINDA TOP OYNAMAKTADIR.


Ancak yaşanan tüm bu kurguyu gören Fenerbahçe taraftarı, Bağdat
Caddesi nde, Topuk Yaylası nda takımına destek olmuş; yaklaşık 100 bin
taraftar yürütülmekte olan soruşturma ve Fenerbahçe ye karşı uygulanan
linç politikasını protesto etmek amacıyla Bağdat Caddesi nden Boğaz
Köprüsü ne doğru üzerlerinde formalar, ellerinde atkılar ile
yürümüşlerdir.


10 Temmuz 2011 tarihindeki yürüyüşte, polis sadece yürüyerek
kulüplerine sahip çıktıklarını gösteren taraftara biber gazı sıkmış ve
coplarla taraftarları dövmüştür.


Tüm bu karmaşada; Türkiye Futbol Federasyonu da BJK nin 14 Temmuz
2011 tarihli "süreç tamamlanana kadar Türkiye Kupasını iade etmek
istediğimizi, TFF Başkanı Sayın Mehmet Ali Aydınlar a ilettik"
açıklaması ile bir bocalama sürecine girmiştir.


Bu arada BJK kulübü, daha sonra 29 Ağustos 2011 tarihinde yaptıkları
açıklamada kupayı iade etmediklerini ancak sürecin sonunda suçlu
bulunurlarsa iade edeceklerini söylediklerini, Kulübün ikinci başkanı
Metin Keçeli nin ağzından duyurmuştur.


İşte tüm bu gelişmelerin ardından; 3 Temmuz sabahından sadece 4 gün
sonra çiçeği burnunda Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Ali
Aydınlar, 7 Temmuz 2011 tarihinde kameraların karşısına geçti ve sürecin
en başında liglerin planlandığı gibi 5 Ağustos ta başlayacağını Süper
Kupa finalinin de Lig Şampiyonu Fenerbahçe ile Türkiye Kupası sahibi
Beşiktaş arasında 31 Temmuz 2011 tarihinde oynanacağını duyurdu.


TFF başkanı bu açıklamadan sadece 12 gün sonra 19 Temmuz 2011
tarihinde yeniden kameraların karşısına geçti ve Süper Kupa Finali nin
ileri bir tarihe ertelendiğini açıkladı. Bundan bir hafta sonra 26
Temmuz tarihinde de bu defa TFF den liglerin ertelendiği açıklaması
yapıldı.


TFF daha önceki açıklamasının aksine aldığı bir kararla Spor Toto
Süper Lig ve Bank Asya Birinci Lig in 9 ve 10 Eylül 2011 tarihlerinde
başlayacağını duyurdu. TFF nin erteleme gerekçeleri belli değildi. Çünkü
ortada ne iddianame ne de başka bir belge vardı.


Ancak TFF nin elinde olmayan, belge ve delil olarak sunulan telefon
kayıtları, 4 Temmuz 2011 tarihinden itibaren her gün gazete
sayfalarında, internet sitelerinde ve TV kanallarında yayınlandı.
Dosyada gizlilik kararı vardı ancak kimsenin gizlilik kararına uymuyor
olması ile ilgili hiçbir işlem yapılmıyordu. HALBUKİ HALEN SORUŞTURMASI
DEVAM EDEN MİT DOSYASINA GİZLİLİK KARARI UYGULAMASI YAPILIYOR, BASINA
HİÇBİR BİLGİ VERİLMİYOR. BU DA, BİZLERİ KARALAMAK ADINA BİLGİLERİN
KASITLI OLARAK MEDYAYA SIZDIRILDIĞININ EN GÜZEL ÖRNEĞİDİR.


"HABERTÜRK ÜN FİŞ FOTOĞRAFI..."


Tıpkı iddianamede olduğu gibi telefon konuşmalarından sadece belirli
bölümler, gazetelerde ve TV kanallarında yayınlanarak suç isnat edilmeye
çalışıyordu.


Hedefte ise Fenerbahçe Spor Kulübü, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe yöneticileri vardı.


Liglerin ertelenme kararının ardından Fenerbahçe Spor Kulübü, futbol
takımının Ukrayna nın Shaktar Donetsk takımı ile Fenerbahçe Şükrü
Saracoğlu Stadyumu nda bir hazırlık maçı oynamasına karar verdi.


Tüm bu yaşananların ardından, Fenerbahçe Futbol Takımı, 21 Temmuz 2011 tarihinde ilk kez taraftarının önüne çıktı.


Ancak özellikle Başkanın "Fiş Fotoğrafı"nı yayınlayan Habertürk
Gazetesi ne yönelik başlayan protestolar bir anda büyüdü; maç,
seyircilerin sahaya girmesi nedeniyle iptal edildi.


Bu arada soruşturmada adı geçen kulüplerin Avrupa Kupaları na
katılmaları ile ilgili UEFA, 12 Temmuz tarihinde yaptığı açıklamada
kararın TFF ye ait olduğunu, şu an soruşturmada adı geçen kulüplerin
Avrupa Kupaları na alınmaması için bir neden olmadığını duyurdu.


Aynı UEFA, muhtelif zamanlarda çeşitli yöneticileri aracılığı ile de bu kararını sözlü açıklamalar ile yineledi.


Ancak aynı UEFA, 14 Ağustos 2011 günü, hukuk baş müşaviri Pierre
Cornu yu Türkiye ye gönderdi. Cornu yu TFF başkanvekili Lütfi Arıboğan
ve TFF hukuk baş müşaviri İlhan Helvacı havaalanında karşıladı ve tüm
seyahati boyunca bir an olsun yanından ayrılmadılar. Cornu, soruşturma
savcısı Mehmet Berk i de ziyaret etti ancak Savcı dosyadaki gizlilik
kararı nedeniyle kendisi ile herhangi bir bilgi ya da belge
paylaşmasının söz konusu olamayacağını Cornu ya iletti.


Cornu nun Türkiye ziyaretinde kendisine söylenenler ve konuşulanlara
ilişkin bilgiler, daha sonra Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi ne
verdiği ifadesinde ortaya çıktı.


İsviçre ye dönen Cornu, TFF yetkilileri Arıboğan ve Helvacı nın
ısrarlı talepleri ve hatta hayati tehlikeleri olduğu iddiaları üzerine
UEFA Genel Sekreteri Infantino ya, TFF ye bir mektup yazdırdı.


UEFA, mektubunda; "Biz Fenerbahçe yi kesinlikle Şampiyonlar Ligi ne
almayız ya da FB gelirse size ceza veririz" demedi. Ancak TFF, bu
mektubu gerekçe göstererek, 23 Ağustos 2011 tarihinde Fenerbahçe Spor
Kulübü yönetimine "Şampiyonlar Ligi ne katılmayacağınızı açıklayın"
dedi.


Bunun sert bir biçimde reddedilmesi üzerine de TFF, 24 Ağustos günü
akşamüzeri yani Şampiyonlar Ligi kura çekiminden bir gün önce
Fenerbahçe yi Şampiyonlar Ligi ne göndermeyeceğini açıkladı. Bunun
devamında yine TFF nin onayı ile Şampiyonlar Ligi ne soruşturmada adı
geçen bir diğer kulüp olan Trabzonspor gönderildi.


Fenerbahçe Spor Kulübü, 25 Ağustos 2011 sabahında Tahkim Kurulu na
başvuruda bulundu. Ancak Fenerbahçe nin başvurusu uluslararası kurallar
gerekçe gösterilerek reddedildi. Böylece Trabzonspor un TFF tarafından
UEFA Şampiyonlar Ligi ne gönderilmesi Fenerbahçe nin ise cezalandırılmış
olması onanmış oldu.


Oysa aynı TFF, 15 Ağustos tarihinde düzenlenen basın toplantısına şu noktaya dikkat çekmişti:


"Soruşturma evrakının, şüpheli kulüp ve gerçek kişilerle
paylaşılamaması, Federasyonumuzca yapılacak disiplin yargılamasında
ilgili taraflara, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi nin 6., Anayasamızın
36. ve Futbol Disiplin Talimatı nın 72. maddesi ile teminat altına
alınan savunma hakkının tanınmasına engel olmaktadır. Savunma hakkı
tanınmadan yapılacak bir disiplin yargılamasının, hak arama hürriyetini
ve adil yargılanma hakkını ağır bir biçimde ihlal edeceği açıktır."


Bir hafta önce bu açıklamayı yapan ve karar vermesinin imkânsız
olduğunu belirten TFF, hemen bir karara varmış Fenerbahçe Spor Kulübü nü
suçlu ilan etmiş ve Şampiyonlar Ligi ne göndermemiştir.


Aynı toplantıda; TFF, soruşturma kapsamında adı geçen 52 kişiyi
PFDK ya sevk etmiştİ. Sevk edilen bu kişilerin arasında, Fenerbahçe Spor
Kulübü Başkanı, yöneticileri, idari menajeri ve hatta tercümanı da
vardı.


"26 AĞUSTOS TARİHİNDE BANK ASYA 1. LİG E..."


Yargısız infaz yapılarak, sürecin en başında henüz elinde belge dahi
bulunmadığını söyleyenler tarafından suçlu ilan edilerek Şampiyonlar
Ligi ne gönderilmeyen Fenerbahçe Spor Kulübü, 26 Ağustos 2011 tarihinde
yaptığı açıklama ile TFF tarafından Bank Asya Birinci Lig e gönderilmesi
gerektiğini belirtti.


30 Ağustos 2011 tarihinde, TFF yönetimi yaptığı açıklama ile bunun söz konusu olmadığını duyurdu.


Bu gelişmelerin ardından, Fenerbahçe Spor Kulübü, UEFA Şampiyonlar
Ligi ne alınmama süreci ile ilgili Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi
CAS a başvurdu. CAS, 5 Eylül 2011 tarihinde Fenerbahçe nin açtığı davayı
kabul ettiğini açıkladı.


TFF, Fenerbahçe Spor Kulübü ne, taraftarların yaşananlara tepki
olarak Shaktar Donekts maçında çıkardığı olaylar nedeniyle, 2 maç
seyircisiz oynama cezası verdi.


Fenerbahçe, 12 Eylül 2011 tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Stadyumu nda seyircisiz maç yaparken taraftarlar stadyum dışında
toplanarak yaptıkları tezahüratlar ile seslerini; hakları yenilen,
emekleri yok sayılan, 70 milyonun izlediği maçlarla ilgili, haksız yere
suçlu ilan edilen futbolculara duyurdu.


Aynı taraftarlar, 7 Ağustos 2011 tarihinde de Metris Cezaevine bir
konvoy ile giderek seslerini içerideki Başkan ve yöneticilerine
duyurmaya çalıştı.


TFF, daha sonra aldığı bir kararla, seyircisiz oynama cezası verilen
maçlarda kadın ve çocukların seyirci olarak stadyumlara girebileceğini
açıkladı. Bu kararını, tam da Fenerbahçe nin Manisa ile 20 Eylül 2011
tarihinde Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu nda oynayacağı maçın hemen
öncesinde açıkladı. Fenerbahçe kadın ve çocuklarının stadyuma koşması
ile bu karar, Dünya spor tarihinde yeni bir rekor yazılmasına neden
oldu.

Haber7





21:54:09
23 Mayis 2012
Arkadaşına Yolla Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum

       Tüm alanları doldurmanız gerekmektedir.
Günün Diğer Haber Başlıkları
    Fenerbahçe den 5 ayda 27 şampiyonluk
    Grev başladı, memurlar iş bıraktı
    NBA de bugün ne oldu? (23 Mayıs)
    İstanbul 2020 için kritik gün!
    Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği de hazırlandı
    Kartal finale kanatlandı!
    İnsülin direnci kırılmadan zayıflanmaz
    Atama bekleyen öğretmenlere kötü haber
    Marsel İlhan bir üst tura yükseldi
    Vizeyi G.Saray kaptı! Şampiyon dışarıda kaldı!
    Voleybol’da play-off sistemine dönüş
    3. Lig finalistleri belirlendi!
    NBA de bugün ne oldu? (22 Mayıs)
    Berat Çetinkaya Beşiktaş ta!
    Anadolu Efes avantaj yakaladı
    2012-ALES İlkbahar Dönemi soru kitapçığı ve cevapları
    Rövanş da zafer de rekor da Nadal ın!
    Potada dev kapışma
    NBA de bugün ne oldu? (21 Mayıs)
    Hükümetin memura zam teklifi belli oldu
    Sınıf öğretmenlerinden sonra branş öğretmeni de fazlalık olabilir
    Şampiyon Montpellier!
    Sharapova İtalya’da şampiyon
    Tayfur Havutçu ile yollar ayrıldı!
    Yamanlar Voleybolda Türkiye Şampiyonu Oldu
    Fenerbahçe, Hasan Ali için Kayseri yle anlaştı
    Aziz Yıldırım yeniden başkan
    Beşiktaş Milangaz öne geçti
    Chelsea şampiyon oldu, Fener e yaradı!
    NBA de bugün ne oldu? (20 Mayıs)

Forum | Etkinlik Paylaş | Spor Malzemeleri | Masaj | Spor Akademisi | spor avm | Spor Malzemeleri | spor malzemesi | spor ürünleri | Basketball Livescore | Spor malzemesi | Naili Moran Vakfı | Spor Malzemeleri | Spor Malzemeleri | RSS Kaynağı