ercanguven @ milliyet.com.tr

Roma İmparatorluğunda yeni köprü ağır yüklerle test edilirken, mimarını köprünün altına koyarlarmış... Mimar kötüyse köprüyle birlikte gitsin diye!
14 deplasmanda ancak bir galibiyet almış, bu sezon daha iyisini görmemiş Fenerbahçe’yi Ankaragücü beraberliği belki idare eder de haftaya Galatasaray derbisini “köprünün altında” izleyecek Ersun Yanal.  

Eseri enkaz haline gelirse o da gider. 
Evet... Fenerbahçe “sıra dışı” performansıyla hala Avrupa’ya gitme ihtimali ile yatıp kalkıyorsa, sebebi görece zayıf takımların bölgesi “alt/orta sıralarda” mücadele etmesindendir. Adı ve tarihi sayesinde değil. 
Mehter takımı gibi iki ileri bir geri yürüyen Fenerbahçe’nin Ankara’da iyi oynadığı süreleri maçın tamamından ayıklamak için güçlü bir büyüteç ve hassas cımbızlar lazım. 
Maç başladıktan sonra biraz ki, sonu ilk yarı bitmeden gol yiyerek geldi. 
Valbuena girdikten sonra azıcık ki, o da beraberliği getirdi. 
Geri kalan “üstün” Fenerbahçe dakikaları hep sanal. Kenar orta, kenar  orta, hep sonuçsuz çaba. Sonuca yaklaşan pozisyonlar da var tabi... Ama Fenerbahçe öyle bir boyutta ki, halı saha gollerini bile kaleye gönderemiyor forvetleri. 
Dönelim Ersun Yanal’a...
Tamam, eldeki malzemeye göre dizmiş takımı... Ama takımın aklı karışık, ayakları tutuk. Bu koşullarda teknik direktörün hamleleri hayati. Maçın bir devresi boyunca çabası/iyi niyeti bir yana akınlara köstek, gollere engel bir Moses mevcut sahada...
Hiç olmazsa devre arası Moses çıkar Valbuena girer değil mi?
Hayır Ayew’i alıyor hoca... Hayran Ayew’e!
Hem de Fenerbahçe’nin ileri çıkmak/pozisyon bulmak için en çok kullandığı sağ kanadı çökertmek pahasına, Isla çıkıyor Ayew giriyor. Ve Fenerbahçe’nin rakip kaleye gerçek rotası sağ kanatın işlerliği yarı yarıya düşüyor. Moses - Valbuena değişikliği ancak ikinci devrenin ilk çeyreğine gelirken. 
Afaki konuşmuyoruz... Resmen ortaya çıkıyor ki, Ayew hamlesi yanlıştı. Çünkü Valbuena ile yeni bir “iyi oynama sürecine” girdi Fenerbahçe ve Hasan Ali ile beraberliği yakaladı. 
Sonra Tolgay-Zajc değişikliği var... Taa 46. dakikada olması gereken bir değişiklik!
Neden?.. Çünkü Fenerbahçe’yi ileri taşıyacak adam Tolgay. Ama o stoperlerin arasında. Tolgay stoperlerin arasına giriyor ama Ankaragücü’nün arkaya derin toplarını önleyemiyor. Yani orta saha direncinden, ileri çıkma şansından fedakarlık var ortada; savunmaya katkı yok. Hoca maçın bitmesine on dakika kala Zajc’ı koyuyor yerine. Yani Ankaragücü zaten kendi kalesine yaslandıktan sonra.
Yahu Fenerbahçe ihmal kaldıracak durumda mı? Hakemler bile üzülüyor artık haline, Dirar ile Soldado’ya sarı kart çıkarmıyorlar ki, haftaya Galatasaray ezmesin! 
Zajc’ın suratına gelen toptan sonraki olaylara gelince...
Çıkan kartların bir tanesi doğru, onun da sebebi yanlış bence! Canteros’un kartı Mehmet Ekici’ye attığı kafadan değil, rakip yerde kıvranırken oyuna devam ederek fair playin yüzünü kızarttığından olmalıydı. Diğer kartlar “azmettirici” Canteros yüzünden verilmeyebilirdi. 
Ekici’nin Galatasaray maçında cezalı olması ise çok büyük kayıp değildir Fenerbahçe için. 
Çünkü Galatasaray derbisinde adama değil ruha ihtiyacı var Fenerbahçe’nin! Asıl eksiği o. 
Mal ortada... Bu Fenerbahçe, o Galatasaray’a, şu havasıyla, met-cezirli oyunuyla, gecikmiş hamleleriyle ve Fenerbahçe’den bir beklentisi kalmamış futbolcularıyla, kaybeder. 
İşte o zaman köprü çöker, hepsinin “ruhuna” Fatiha! Hocanın, futbolcuların, hepsinin.

 

milliyet